Bakan Gürlek: Küresel Vicdanın Tek Dili Eşit Adalettir

- "OECD ülkelerinin, Gazze'de yerinden edilen 1,5 milyon insanın haklarını savunmak için en gür sesle haykırması gerekmektedir. Filistinlilere ait, barışın evrensel sembolü olan zeytin ağaçlarına bile tahammülü olmayan devlet destekli İsrailli yasa dışı yerleşimcilerin vandallıklarına 'Dur' diyen bir küresel adalet sistemine ihtiyacımız var" - "Hakka ulaşmak, delillerin korunmasını, suç gelirlerinin izlenmesini ve adli yardımlaşma taleplerinin zamanında karşılanmasını gerektiriyor. Bu işbirliğini temel haklara, hukuki güvencelere ve uluslararası yükümlülüklerimize bağlılıkla yürütmeliyiz. Adalet arayışı, her sınırda yeniden başlamamalıdır"

GÜNCEL - 21-10-2026 10:41

İSTANBUL (AA) - Adalet Bakanı Akın Gürlek, "OECD ülkelerinin, Gazze'de yerinden edilen 1,5 milyon insanın haklarını savunmak için en gür sesle haykırması gerekmektedir. Filistinlilere ait, barışın evrensel sembolü olan zeytin ağaçlarına bile tahammülü olmayan devlet destekli İsrailli yasa dışı yerleşimcilerin vandallıklarına 'Dur' diyen bir küresel adalet sistemine ihtiyacımız var." dedi.

Bakan Gürlek, Beşiktaş'taki bir otelde gerçekleştirilen 2026 OECD Adalete Eşit Erişim Küresel Yuvarlak Masa Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, OECD'nin, ekonomik kalkınmanın temelinde adaletin bulunduğu gerçeğinden hareketle katılımcıları bir araya getirmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

İstanbul'da 8-9 Ekim'de düzenlenen Uluslararası Adalet Zirvesi'ni anımsatan Gürlek, farklı ülkelerden gelen katılımcılarla, merkezine insanlık onurunu yerleştirdikleri adalet hizmetlerinin gecikmeksizin ve adil biçimde sunulmasına yönelik ortak sorumluluğu ele aldıklarını ve son derece faydalı sonuçlar elde ettiklerini belirtti.

Gürlek, söz konusu toplantıya davet edildiği halde İsrail hükümetince ülkeden çıkışına izin verilmeyen Filistin Adalet Bakanı Şerhabil El-Zaim'in katılamadığını hatırlatarak, bu durumun, İsrail hükümetinin evrensel adalet sistemine saygısızlığını dünya kamuoyu önünde bir kez daha ilan ettiğini aktardı.

Bugünkü buluşmanın temel başlıklarından biri olan Herkes için adalete erişim hedefine ulaşmaya en çok ihtiyaç duyanların Filistin ve Gazze halkı olduğunu ifade eden Gürlek, bu ihtiyacın OECD'nin kuruluşuna yön veren barış ve kalkınma anlayışından ayrı düşünülemeyeceğinin altını çizdi.

Bakan Gürlek, OECD'nin kuruluşuna uzanan sürece değinerek, "OECD, dünyanın kalkınması ve toplumların refaha ulaşması için ciddi gayretler sergileyen önemli bir birlikteliktir. Özellikle Avrupa'nın dünya ekonomisindeki yerinin güçlenmesine ve kalkınma modelleriyle örnek oluşturmasına çok ciddi destekler sağlamıştır." dedi.

Bugün gelinen noktada, özellikle Avrupa'nın OECD'nin etkin varlığına her zamankinden daha çok ihtiyacı olduğuna işaret eden Gürlek, "Bugünlerde Fransa'da ortaya çıkan gençlik hareketleri, hayat pahalılığının yol açtığı huzursuzluklar ve bu yaşananların tüm Avrupa'daki sosyal etkileri, Doğu Avrupa'da yıllardır devam eden savaş ve gerginlikler, özellikle Avrupa'da aşırı sağın yükselişi, enerji maliyetlerine ilişkin artan riskler ve ekonomik durgunluklar, küresel ekonomiyi baskılayan önemli gelişmelerdir." değerlendirmesini yaptı.

Bu gelişmelerin, toplumlarda huzursuzluğu ve gelecek endişesini artırdığını, kalkınmış toplumların benimsediği evrensel değerleri de risk altına aldığını vurgulayan Gürlek, birçok insani değerin hayatta karşılık bulmakta zorlandığı bugünlerde bu tablonun, daha ciddi sorunlarla karşılaşma riskini artırdığını ve insanların adalete erişimine ilişkin beklentilerini olumsuz etkilediğini söyledi.

- "Küresel vicdanın tek dili vardır, o da herkes için eşit adalettir"

Gürlek, Türkiye'nin OECD'ye kurucu üye olarak katıldığını, ekonomik ve siyasal alanlar dahil her başlıkta uluslararası barışa samimiyetle destek olduğunu ve olmaya devam edeceğini belirterek, "Uluslararası oluşumların temel kuruluş amaçlarını çok önemsiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti olarak bu kolektif işbirliklerine samimiyetle katkı sunmanın küresel barış ve küresel adalet düzeni açısından taşıdığı önemi çok iyi biliyoruz." dedi.

Küresel barışın en önemli dayanaklarından birinin, insanlık onurunu koruyan evrensel hukuk sisteminin en etkin biçimde işletilmesi olduğuna dikkati çeken Gürlek, adalet sistemlerinin iyi işleyişinin toplumsal hayatın düzenlenmesinde, ekonomik faaliyetlerin sürdürülmesinde ve güvenliğin sağlanmasında kilit öneme sahip olduğunu vurguladı.

Bakan Gürlek, küreselleşen dünyada ülkelerin her alanda birbirleriyle daha güçlü işbirlikleri kurmaya ihtiyaç duyduğunu dile getirerek, "Bu nedenle küresel huzur için ortak kalkınma modellerine, ticari ilişkilere, güvenli lojistik yollara, kültürel paylaşımlara, doğal zenginliklerin eşit dağılımına, bilgi ve teknolojinin ortak bir zeminde buluşmasına ve en önemlisi küresel adalet sisteminin yerinde ve zamanında uygulanmasına ihtiyaç vardır. Dünyada adalet sistemi gerekli tüm altyapıya kavuştuğunda ve hakların korunması sınır tanımayan evrensel bir anlayışla sağlandığında, küresel barışı besleyen önemli bir can damarı olacaktır." diye konuştu.

OECD gibi kuruluşların, küresel kalkınma modellerini etkin biçimde destekleyen, merkeze insanı alan ve toplumların dengeli gelişmesine öncelik veren yapılar olduğunu ifade eden Gürlek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu anlayışı adalet hizmetlerine yansıtarak bireyin kendisini güvende hissettiğini, başvuru yollarını bilmesini ve ihtiyaç duyduğu desteğe ulaşmasını sağlamak bizim asli sorumluluğumuzdur. Her insan, adalet sistemi içinde kendisini ifade edebilmeli ve haklarının korunacağına güvenebilmelidir. Geliştirdiğimiz işbirlikleri ve aldığımız ortak kararlarla adalete erişimi güçlendirmek ve insanların karşılaştığı güçlükleri ortak akılla azaltmayı gerektirir. Çünkü adaletin insana mesafesi, hakkına ulaşırken aşmak zorunda kaldığı engellerle ölçülür. Küresel vicdanın tek dili vardır, o da herkes için eşit adalettir. Hukuki yardım alamayan veya sürecin maliyetini karşılayamayan insan için adalet hala uzaktır. Tanınan hakların kullanılabilmesi, bu engellerin kaldırılmasını gerektirir. Adalete eşit erişim, hukuk devletinin insan hayatındaki somut karşılığıdır. Bu nedenle erişimi başvuru anıyla sınırlı görmüyor, erken aşamada sunulan bilgi ve destekle mağduriyetleri önlemeyi, adalet kurumlarının verimliliğini artırmayı hedefliyoruz."

- "İsrailli yasa dışı yerleşimcilerin vandallıklarına 'Dur' diyen bir küresel adalet sistemine ihtiyacımız var"

Adalet Bakanı Gürlek, Türkiye olarak adalete erişimi güçlendirmeyi, demokratik hukuk devletinin öncelikli hedeflerinden biri olarak gördüklerini, adalet sistemini ulaşılabilir, etkin ve en güçsüzün bile haklarını arayabildiği bir yapı olarak geliştirmeye devam ettiklerini söyledi.

Küresel etkileşimin ve çeşitlenen suçların artırdığı iş yükünün, karmaşık uyuşmazlıkların ve süre baskısının, sınırları aşan işbirliklerini güçlendirmeyi gerektirdiğini belirten Gürlek, gelişen teknolojileri, yapay zekayı ve dijital altyapıları da bu işbirlikleriyle insanlığın ve adaletin hizmetine sunmaları gerektiğini anlattı.

Bugün en çok karşılaştıkları yargısal sorunlardan birinin, insanların adalete ulaşmak için uzun süre beklemek zorunda kalması olduğunu kaydeden Gürlek, burada temsil edilen birçok ülkenin adalet sisteminde de aynı sorunla karşılaşıldığını düşündüklerini, yargılamaların aceleye getirilmeyecek kadar hassas, uzatılmayacak kadar da önemli olduğu konusunda hemfikir olduklarını dile getirdi.

Gürlek, 2025-2029 Yargı Reformu Stratejisi doğrultusunda, adalete erişimi kolaylaştıran ve makul sürede yargılanma hakkının güvencelerini artıran projeleri insan onurunu merkeze alarak hayata geçirdiklerini, uygulamadaki ihtiyaçları ve sonuçları izlediklerini aktardı.

Türkiye'nin ve Avrupa ülkelerinin karşılaştığı en önemli meselelerden birinin, adaletten ve demokratik güvencelerden mahrum bırakılan, yaşam hakları tehdit edilen insanların savaş, işgal ve zulüm nedeniyle mülteci ve sığınmacı durumuna düşmesi olduğuna dikkati çeken Gürlek, şunları söyledi:

"Türkiye, insanlık onurunu esas alarak, sığınmacılar arasında ayrım gözetmeksizin kapılarını ardına kadar açmıştır. Avrupa Birliği ülkeleri sığınmacı kotası koyarken, ülkemiz kısıtlı imkanlarıyla 4 milyonu aşan sığınmacıya kucak açmıştır. Bu tutum, ülkemizin küresel adalet anlayışının ve sorumluluk bilincinin somut bir yansımasıdır. OECD ülkelerinin, Gazze'de yerinden edilen 1,5 milyon insanın haklarını savunmak için en gür sesle haykırması gerekmektedir. Filistinlilere ait, barışın evrensel sembolü olan zeytin ağaçlarına bile tahammülü olmayan devlet destekli İsrailli yasa dışı yerleşimcilerin vandallıklarına 'Dur' diyen bir küresel adalet sistemine ihtiyacımız var. İnsanlık onurunun yerle bir edildiği bu manzara karşısında tarih, gelişmiş dünyanın bu vurdumduymazlığına şahitlik edecektir. Batı'nın hiçbir tarihçisi, felsefecisi, sosyal bilimcisi ve aydını, gelecek nesillere bu acı tablonun neden yaşandığını izah edemeyecektir."

- "Adalet önünde eşitlik, herkesin bu imkanlardan etkin biçimde yararlanabilmesini gerektirir"

Bakan Gürlek, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nin Vatandaş Portalı sayesinde vatandaşların adliyeye gitmeden dosyalarını takip edebildiğini aktararak, dijital hizmetleri kolay ve anlaşılır kılmayı, ihtiyaç duyanlara rehberlik sağlamayı önemsediklerini, dijitalleşmenin başarısını, hak aramayı ne ölçüde kolaylaştırdıklarıyla değerlendirdiklerini belirtti.

Teknolojinin ve yapay zekanın yargılamada amaç değil araç olduğunu unutmamaları gerektiğini belirten Gürlek, "Adalet önünde eşitlik, aynı hukuki imkanları sunmanın yanında herkesin bu imkanlardan etkin biçimde yararlanabilmesini gerektirir. Bu amaçla barolarımıza hazine kaynaklarından aktarılan payı ve adli yardım bütçesini artırıyor, ekonomik imkanları yetersiz kişilerin arabuluculuk hizmetlerinden de adli yardım kapsamında yararlanmasını sağlıyoruz. Çocukların ve kırılgan durumdaki mağdurların özel ihtiyaçlarını gözetiyor, adli görüşme odalarında güvenli ve uygun koşullarda dinlenmelerine imkan tanıyoruz." ifadelerini kullandı.

Gürlek, bir suçun faili veya mağdurunun bir ülkede, dijital delilinin başka bir ülkede, suçtan elde edilen gelirin ise üçüncü bir ülkede bulunabildiğine işaret ederek, "Hakka ulaşmak, delillerin korunmasını, suç gelirlerinin izlenmesini ve adli yardımlaşma taleplerinin zamanında karşılanmasını gerektiriyor. Bu işbirliğini temel haklara, hukuki güvencelere ve uluslararası yükümlülüklerimize bağlılıkla yürütmeliyiz. Adalet arayışı, her sınırda yeniden başlamamalıdır." dedi.

Makamlar arasında doğrudan iletişimi ve uygulamadaki güçlüklerin birlikte çözülmesini önemsediklerini vurgulayan Gürlek, OECD'nin Adalete Erişim ve İnsan Odaklı Adalet Sistemlerine İlişkin Tavsiye Kararı'nın ortak çalışmalara değerli bir çerçeve sunduğunu, insanların hukuki ihtiyaçlarını anlamak, hizmetleri buna göre geliştirmek ve sonuçlarını değerlendirmek için bu toplantıyı önemli bir karşılıklı öğrenme imkanı olarak gördüklerini dile getirdi.

Bakan Gürlek, toplantıda birçok ortak çalışma grubunun istişarelerde bulunacağını kaydederek, çalışmaların ortak akıl ve evrensel değerler temelinde somut sonuçlar ortaya koyacağına inandığını ifade etti.

OECD'ye, katılımcılara ve organizasyonda emeği geçenlere teşekkür eden Gürlek, görüşmelerin, adalete erişimin önündeki engelleri azaltacak güçlü işbirliklerine vesile olmasını diledi.

Günün Diğer Haberleri