İSTANBUL (AA) - BİRİZ ÖZBAKIR - Karadeniz'deki iklim risklerini belirlemek amacıyla Adapazarı'nda hayata geçirilen projenin yürütücüsü ve İstanbul Teknik Üniversitesi Afet Yönetimi Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Ekmekcioğlu, kentte 2000'den bu yana şiddetli yağışların sıklığında yaklaşık yüzde 45 artış meydana geldiğini söyledi.
İklim değişikliğiyle birlikte artan aşırı hava olayları, kentlerin altyapı, su kaynakları, tarım ve sosyal yaşam üzerindeki baskısını artırıyor.
İstanbul Teknik Üniversitesi koordinatörlüğünde, Sakarya Büyükşehir Belediyesi, Yunanistan, Gürcistan ve Ukrayna’dan yerel yönetimler, üniversiteler ve kurumların işbirliğiyle hayata geçirilen LAP BLACK (Karadeniz Bölgesi'nde İklim Değişikliğine Yönelik Yerel Müdahale Kapasitelerinin Güçlendirilmesi) projesi kapsamında Adapazarı’nın iklim değişikliğine karşı kırılganlıkları analiz edildi.
Çalışmada kentteki iklim tehlikeleri, etkilenen sektörler ve yerel uyum kapasitesi çok boyutlu olarak değerlendirildi.
Yapılan analizlerde Adapazarı için en yüksek risk alanı yüzde 29 ile şiddetli yağış ve taşkınlar olarak belirlendi. Kuraklık yüzde 22,1 ve sıcak hava dalgaları yüzde 18,3 ile öncelikli tehditler arasında yer alırken, bu tehditleri yüzde 10,5 ile şiddetli fırtına, yüzde 10,4 ile soğuk dalga ve artan sıcaklıklar, yüzde 9,8 ile orman yangınları izledi.
Analizler doğrultusunda, yeşil altyapı, geçirgen yüzeyler, yağmur suyu yönetimi, enerji verimliliği ve çevre dostu tasarım uygulamalarının hayata geçirileceği, iklim değişikliğine uyum çözümlerinin sahada gösterileceği sürdürülebilir park tasarlandı.
- "Tarım alanlarının yaklaşık yüzde 50'si risk altında"
Projenin yürütücüsü ve İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Afet Yönetimi Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ekmekcioğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, tarımsal yapısı, göç dinamikleri ve sürdürülebilir park için uygunluğu nedeniyle Adapazarı’nın çalışma alanı olarak belirlendiğini kaydetti.
Ekmekcioğlu, Adapazarı’nda iklim değişikliğinin aşırı hava olayları üzerindeki etkilerinin daha belirgin hale geldiğini belirterek, "2000'den bu yana şiddetli yağışların sıklığında yaklaşık yüzde 45 artış meydana geldiği gözleniyor. Yine özellikle yeşil alanların 2000'den beri yaklaşık yüzde 15 azaldığını görülüyor. Burada özellikle iklim değişikliği etkisiyle belki yağış miktarlarında önemli değişiklikler görmesek de yağış şiddetinde ve sıklığında önemli değişimler gördüğümüzü düşündüğümüzde şiddetli yağışların sel ve taşkın olaylarına sebep olma ihtimalinin önemli ölçüde arttığını söyleyebiliriz." dedi.
Adapazarı'nın alüvyal ova üzerinde bulunduğu bilgisini paylaşan Ekmekcioğlu, hızlı kentleşme sonucu geçirimsiz yüzeylerin artması ve yağmur suyunun doğal yollarla toprağa karışmasını engelleyen yapılaşma modelinin taşkın riskini artırdığını söyledi.
Adapazarı'nda toplam yağış miktarında büyük değişiklikler görülmese de yağışların şiddeti ve sıklığında belirgin değişiklikler yaşandığına işaret eden Ekmekcioğlu, "İşin kuraklık tarafına geldiğimizde de bu noktada hem iklim değişikliği nedeniyle kuraklığın artmasıyla hem de sulu tarımın bölgede yaygınlaşmasıyla tarımsal faaliyetlerin ciddi bir baskı altında olduğu görülüyor. İklim değişikliğine bağlı olarak tarım alanlarının yaklaşık yüzde 50'si risk altında. Bu nedenle önlem alınması gerekiyor." diye konuştu.
- "2050 yılına doğru yaklaşık 2 derecelik bir sıcaklık artışı görülüyor"
Çalışmanın iklim risklerini belirleyerek uyum ve eylem stratejileri geliştirilmesi açısından önemli olduğunu vurgulayan Ekmekcioğlu, şöyle devam etti:
"Adapazarı'nda iklim değişikliği etkileriyle birlikte şiddetli yağış sıklığının yaklaşık 2 katına çıkmasını bekliyoruz. Kentsel ısı adasında yüzde 30 artış meydana gelmesini bekliyoruz. Birçok önlem alınıyor ancak bu önlemler yeterince sahada uygulanmazsa tarımda verim kaybının yaklaşık yüzde 20'ye ulaşacağını tahmin ediyoruz. Özellikle aşırı sıcak gün sayısının da yılda yaklaşık 40'ın üzerine çıkılması bekleniyor. Bu özellikle kırılgan nüfuslar bağlamında halk sağlığı sektörü üzerinde önemli bir baskı oluşturacaktır."
Adapazarı ölçeğinde iklim değişikliğinden en fazla etkilenen sektörlerin tarım ve gıda güvenliği, sanayi, su kaynakları, ulaşım ve iletişim olduğunu dile getiren Ekmekcioğlu, halk sağlığı, turizm, biyoçeşitlilik ve enerji alanlarının da iklim değişikliğinin etkilerine maruz kaldığını aktardı.
Kentte sıcak hava dalgalarının halk sağlığı başta olmak üzere gündelik yaşam üzerinde önemli baskılar oluşturabileceğine dikkati çeken Ekmekcioğlu sözlerini şöyle tamamladı:
"35 derece ve üzeri sıcaklıkların her 10 yılda yüzde 25 arttığını gözlemledik. Bununla birlikte özellikle iklim değişikliğini beraberinde getirdiği kent ısı adası dikkatimizi çekiyor. Çünkü kırsaldan kente özellikle önemli bir göç olduğu düşünüldüğünde oradaki faaliyetlerin artması ile birlikte hissedilen sıcaklıkların kent bölgesinde kırsala göre yaklaşık 4 derece daha fazla olduğunu görüyoruz. Yani iklim değişikliğiyle ilgili olumlu bir senaryo yok maalesef ama olumsuz senaryolara baktığımızda da Adapazarı'nda 2050 yılına doğru yaklaşık 2 derecelik bir sıcaklık artışı görülüyor."














