İSTANBUL (AA) - Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, orta vadeli enflasyon görünümünün bozulmadığını, hatta bunun üzerindeki yukarı yönlü risklerin ciddi anlamda azaldığını belirterek, "Önümüzdeki dönemde temel fonlama aracımız olan bir hafta vadeli repoya dönüş gündemimizde, zamanlama olarak piyasa koşullarına tabii bakacağız mevcut veriler ışığında, önümüzdeki dönemde bunu değerlendirebiliriz." dedi.
Fatih Karahan, yılın üçüncü Enflasyon Raporu'nun tanıtımı amacıyla İstanbul Finans Merkezi'ndeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Yerleşkesi'nde düzenlenen bilgilendirme toplantısında, başkan yardımcıları Hatice Karahan, Fatma Özkul, Gazi İshak Kara ve Yusuf Emre Akgündüz ile soruları yanıtladı.
Karahan, ülkede yerel paranın payının artmasının risk olarak değerlendirilmesini anlamakta zorlandığını söyledi.
Finansal sistemi sağlıklı işleyen, ekonomi politikalarına ve yerel paraya güvenin olduğu sürdürülebilir ekonomide bu oranların yüksek olmasının beklendiğini dile getiren Karahan, şöyle devam etti:
"Geçmişte düşüktü ama politikalar eşliğinde belli bir noktaya geldik. Bunu bir risk değil, bir başarı unsuru olarak görüyorum. Tabii ki TL payının sıkı para politikası altında cazip olması anlaşılır bir durum, tercih edilmesi normal bir durum. Yakın geçmişte çok fazla oynaklık yaşadık. Dolayısıyla Türk lirasına güvenin tesis edilmesini oldukça önemli buluyorum ve Türk lirasının cazibesinin de korunması gerektiğini düşünüyorum. Geçen seneden bu yana aslında para politikası faizi yüzde 50'den yüzde 37'ye geldi. Yani bugün bakıyorsunuz aslında mevcut enflasyona göre oldukça sıkıyız, doğru bir sıkılığı sağladığımızı düşünüyoruz ama ciddi indirimler de yapıldı bu süreçte. Bu düşen getiriye rağmen aslında, bu süreçte aynı zamanda çok ciddi şoklarla da karşılaştık, hem algıya yönelik şoklar hem cari açıkla bozulacak şoklar hem işte küresel portföy akımlarını etkileyecek şoklar... Bütün bu şoklara rağmen getirilerin azaldığı bu dönemde Türk lirası payının azalmadığını, tam tersine arttığını görüyoruz. Bu da aslında politikalara olan güvenin arttığını gösteriyor ve bunu da tekrar en başta söylediğim gibi tekrar etmek gerekirse bir risk unsuru değil, bir başarı unsuru olarak görüyorum."
- "Önümüzdeki dönemde temel fonlama aracımız olan bir hafta vadeli repoya dönüş gündemimizde"
TCMB Başkanı Karahan, bir katılımcının, Merkez Bankasının para politikası faizi ile fonlama maliyeti arasındaki farkın giderilmesiyle ilgili bir karar alırsa bunun fonlama kompozisyonunda nasıl bir değişimle mümkün olabileceği yönündeki sorusunu yanıtlarken, Orta Doğu'da savaşın başlamasıyla birlikte proaktif bir politika tepkisi verdiklerini ifade etti.
Karahan, koridor uygulamalarının kendilerine bu gibi hızlı değişen ve riskin çok hızlı artabildiği durumlarda oldukça esneklik sağladığını belirterek, burada aslında bir hafta vadeli repo uygulamasına ara verirken iki temel riske vurgu yaptıklarını dile getirdi.
Bunlardan birinin savaşın gidişatının hem büyüklüğü hem süresi itibarıyla belirsizlikle yukarı yönlü risk oluşturması olduğunu söyleyen Karahan, "İkincisi bu savaşın çıkardığı duruma yönelik ya da bunun sonucunda beklentilerde yaşanabilecek olası bozulma. Çünkü enflasyon bir süre aylık bazda yüksek seyredecekti ve seyretti. Bunun beklentiler üzerinden yaratabileceği ikincil etkiler... İkincisi de aktivitede, ekonomik aktivitede gördüğümüz soğumanın savaşın da etkisiyle belirginleşerek orta vadeli enflasyon görünümüne yönelik aşağı yönlü etkileri... Burada söz konusu riskler tabii aradan geçen sürede devamlı belirsizlik sergiledi ve yüksek oynaklık sergiledi. Biz de bu belirsizlikler azalana kadar açıkçası mevcut duruşun sürdürülmesi gerektiğine karar verdik. Geldiğimiz noktada bakacak olursak, en azından piyasa fiyatlamalarına baktığımızda, en kötünün aslında geride kaldığını, çok uç gelişmelerin artık beklenmediğini görüyoruz." dedi.
Karahan, enflasyon görünümü özelinde etkili olabilecek iki unsurdan bahsettiğini hatırlatarak, bunların ekonomideki soğuma ve enflasyon beklentileri olduğunu ifade etti.
Soğumanın iyice netleştiğini gördüklerini belirten Karahan, şöyle konuştu:
"Özellikle iç talebe dair göstergelerde bunu net okuyabiliyoruz. Bununla beraber de enflasyon beklentilerindeki bozulmanın sınırlı kaldığını görüyoruz. Piyasa katılımcılarında sadece bir bozulma oldu ama bizim 3 yıldır aslında vurguladığımız, daha önemli, bir miktar daha önemli gördüğümüz reel sektör ve hanehalkı beklentilerinde ise iyileşmenin artık devam ettiğini, belirginleştiğini görüyoruz. Tabii kısa vadeli enflasyon verilerinde yüksek oynaklık var, birçok faktör var ancak saydığım nedenlerle orta vadeli enflasyon görünümünün aslında bozulmadığını, hatta bunun üzerindeki yukarı yönlü risklerin ciddi anlamda azaldığını düşünüyoruz.
Dolayısıyla önümüzdeki dönemde temel fonlama aracımız olan bir hafta vadeli repoya dönüş gündemimizde, zamanlama olarak piyasa koşullarına tabii bakacağız mevcut veriler ışığında, önümüzdeki dönemde bunu değerlendirebiliriz. Şu anda üst bant oluşumunu, yani para piyasasındaki faizlerin üst bantta oluşumunu sterilizasyonla aslında sağlıyoruz. Çünkü piyasada likidite fazlası var. Fonlama üzerinden değil de repo ihalelerini üst banttan karşılayarak bunu sağlıyoruz. Burada tabii ki bir hafta vadeli repoyu açtığımızda farklı bir görünüm ortaya çıkacak ve para piyasasındaki faizlerin bu dönemde para politikası faizine yakınsamasını bekliyoruz."
- "Doğru politikayı doğru şekilde uyguladığımız zaman TL payının yüksek kalacağını göreceğiz"
Fatih Karahan, bir katılımcının TL'ye yönelime dikkati çekerek, faiz indirimi döngüsüne girildiği zaman burada bir risk görülüp görülmediğini sorması üzerine, savaş öncesinde yüzde 58 olan TL payının şu anda yüzde 62'ye ulaşmış olduğu bilgisini verdi.
Karahan, burada vurguladığı dönemde önemli bir dış şoka da maruz kaldıklarını ve enflasyon beklentilerinin bozulma riski de olduğunu, cari açığın çok yüksek seviyelere çıkabileceğinin konuşulduğunu dile getirdi. Politikaları sayesinde bunun gerçekleşmediğinin altını çizen Karahan, şunları söyledi:
"O dönem çok yüksek tahminler piyasada dolanıyordu. Bütün bunlara rağmen aslında hanehalkının TL ilgisinin çok güçlü olduğunu, hatta artarak devam ettiğini görüyoruz. YP mevduat üzerinden bakacak olursak bu süreçte 12 milyar dolar kadar arttı YP mevduat. Bunun çok çok büyük bir kısmı şirketler tarafından, orada farklı unsurlar söz konusu ama hanehalkı tarafında sadece 1 milyar dolarlık bir artış söz konusu. Bunu da gerçekten önemli bir kazanım olarak düşünmeliyiz. Burada getirilerle ilgili söylediğiniz konuda tekrar bir vurgulamam gerekirse, faizlerin yüzde 50'den yüzde 37'ye geldiği bir dönem yaşadık. Bu süreçte çok ciddi algıyı bozucu şoklar, TL'ye olan algıyı bozabilecek potansiyeli olan şoklar da yaşadık.
Tabiri caizse birkaç kez test edildi bu politika ama her seferinde başarıyla çıktığını düşünüyorum. Bunun neticesinde de aslında güvenin her seferinde artarak devam ettiğini düşünüyorum. Önümüzdeki süreçte de önemli olan, indirim ileride olacak olursa, ne zaman başlayacak olursa, o süreçten sonra da o dönemin doğru yönetilmesi hem iletişim anlamında hem de indirimlerin zamanının ve miktarının bu tür hassasiyetler gözetilerek yapılması. Doğru politikayı doğru şekilde uyguladığımız zaman da TL payının yüksek kalacağını göreceğiz. Bu süreçte de enflasyonun birlikte düşeceğini göreceğiz diye değerlendiriyorum."
Karahan, bir gazetecinin Açık Piyasa İşlemleri (APİ) portföy büyüklüğünde hedeflenen 450 milyar liraya yaklaşıldığını belirterek, burada durulup durulmayacağını veya portföyün daha da büyütülüp büyütülmeyeceğini sorması üzerine, "Bu hedefi belirlerken belli bir bilanço büyüklüğü üzerinden bu hesabı yapmıştık. Bugüne kadar 220 milyar lira kadar alım yaptık ve bu alımlar sonucunda aslında APİ portföyümüz 450 milyar liraya ulaştı. Son dönemde belli itfalar olduğu için bir miktar azaldı, dolayısıyla onları yerine koyabiliriz ama şunu vurgulamak lazım, bu 450 milyarı hesaplarken biz belli bir bilanço, yıl sonu bilanço büyüklüğü üzerinden bu hesabı yapmıştık. Şu anda yıl içinde yaşanan gelişmeler nedeniyle bilanço büyüklüğümüz biraz daha fazla olacak gibi gözüküyor. Dolayısıyla bu sene için bir miktar daha alım imkanımız olduğunu, alanımız olduğunu değerlendiriyoruz aynı hedefe ulaşabilmek için. Bu alımların zamanlamasını önümüzdeki dönemde ve miktarını piyasa koşullarına göre belirleyeceğiz." dedi.
- "Yıl sonuna kadar biraz daha gıda enflasyonunun aşağı gelmesini bekliyoruz"
Karahan, bir gazetecinin gıda enflasyonunun hala yüksek seyrettiğini, talepteki soğumanın son tüketiciye yansımadığını ve bu sebeple dezenflasyon programına yönelik eleştiriler olduğunu söylemesi üzerine gıda enflasyonunun önemli ölçüde arz yönlü gelişmelerden etkilenen bir kalem olduğunu ifade etti.
Gıda fiyatlarının yıl boyunca oldukça oynak bir seyir izlediğini, özellikle son dönemde manşet enflasyonun da oldukça üstünde olduğunu belirten Karahan, şunları kaydetti:
"Şimdi önümüzdeki seyrine bakacak olursak, burada girdi fiyatlarına biz baktık. Bu incelediğimiz, sizin sorduğunuz soruyu incelediğimiz bir kutumuz da var, özetle oraya referans verebilirim ama... Orada tarımsal girdi fiyat endeksine baktık. Burada yıllık bazda yüzde 36 civarında bir artış var. 'Acaba bu mevcut seviyeyi açıklayabilir mi?' diye bunu incelediğimizde aslında burada geçişkenliğin yüzde 50 civarında olduğunu, dolayısıyla buradaki maliyet artışlarının ki sübvansiyonları da göz önünde bulundurduğumuzda aslında mevcut gıda enflasyonunu açıklayamadığını fark ettik. Dolayısıyla mevcut gıda enflasyonu bu dışsal unsurların, maliyet yönlü unsurların ima ettiğinin oldukça üstünde. Bu da aslında olumlu arz koşullarına karşın, gıda enflasyonunun yüksek seyretmesi, burada yapısal unsurların çok net bir şekilde öne çıktığını, önemli olduğunu kesinlikle gösteriyor. Önümüzdeki döneme yönelik sadece şunu söyleyebilirim, güçlü rekolte beklentileri var, özellikle tahıl, bakliyat ve meyve gruplarında. Burada belki önümüzdeki dönemde yıl sonuna kadar biraz daha gıda enflasyonunun aşağı gelmesini bekliyoruz."















