İSTANBUL (AA) - ŞADUMAN TÜRKAY - Yaklaşık 40 yıl önce tanıştığı devlet korumasındaki çocuklara destek olan Fatma Merzuka Kiper, günümüzde eskisi kadar Çocuk Evleri Sitesi'ne gidemese de ördüğü atkı, bere, hırka ve yelekleri öğretmenleri vasıtasıyla Anadolu'daki ihtiyaç sahibi öğrencilere göndererek yardımlarını sürdürüyor.
Anadolu Ajansının (AA) "Devlet Korumasındaki Çocuklara Adanan Ömürler" başlıklı dosya haberinin üçüncü bölümünde, devlet korumasındaki çocukların ihtiyaçları için hayırseverleri bir araya getiren 84 yaşındaki Kiper'in hikayesi aktarıldı.
İstanbul'da yaşayan Kiper'in çocuklarla tanışması, Emrullah Turanlı Yetiştirme Yurdu'nda başladı.
Aileleri tarafından terk edilmiş çocuklarla karşılaşacağı düşüncesiyle önce bir hayli çekinen Kiper, kısa sürede çocukların maddi ihtiyaçlarının devlet tarafından karşılandığını, asıl ihtiyaçlarının ise ilgi ve sevgi olduğunu fark etti.
Yurtta karşılaştığı "Ahsen" isimli kız çocuğunun kendisini seçip sürekli kucağına oturması, Kiper'in çocuklarla kurduğu bağın ilk nişanesi oldu. Annesinin adının da Ahsen olması bu bağı onun için daha anlamlı hale getirdi.
Çocukların kendisine "anne" diye hitap ettiği Kiper, yurda daha sık gitmeye çalıştı.
Kiper, zamanla çocukların hayatlarına eşlik etmeye başladı. Onları Eyüp Sultan Camisi'ne götürdü, deniz ve piknik gezileri düzenledi.
Yurttaki çocukların ihtiyaçlarını temin eden Kiper, çevresindeki esnaf ve hayırseverleri de çalışmalara dahil etti.
Yıllar içinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne bağlı Çocuk Evleri Sitesi'ne eskisi kadar gidememeye başlayan Kiper, gönüllülüğünü bu kez evinden sürdürdü.
Anadolu'nun farklı kentlerinde görev yapan öğretmenlerle iletişim kuran Kiper, çocukların ihtiyaçlarını öğrendikten sonra onlar için atkı, bere, hırka ve yelek örmeye başladı. Kiper, kış şartlarının ağır olduğu bölgelerdeki öğrenciler için çizme temin edilmesine de aracılık ediyor.
- "Onların sevgiye ihtiyacı var"
Fatma Merzuka Kiper, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocuklarla ilk karşılaştığında öncelikle onların nasıl yaşadığını ve hangi ihtiyaçlarının bulunduğunu merak ettiğini belirtti.
İlk başta çekindiğini anlatan Kiper, "Onlarla ilk karşılaşmama biraz korkarak gittim. Çünkü aileleri tarafından terk edilmiş çocuklar. İlk o çocuklara gittiğim zaman 'Acaba ne yiyorlar, acaba nasıl yaşıyorlar?' diye düşünüyordum. Ama baktım ki hakikaten devletimiz çok güzel bakıyor. Çocuklar son derece mutlular. Onların sevgiye ihtiyacı var." dedi.
Kiper, Emrullah Turanlı Yetiştirme Yurdu'nda "Ahsen" isimli kız çocuğuyla yaşadığı anının kendisi için unutulmaz olduğunu dile getirerek, "Benim annemin de ismi Ahsen'di. Gelip gelip nedense beni seçti, gelip gelip kucağıma oturuyordu. Ben de onu seviyordum. Bizim orada atölyemiz vardı. Sabahat Hanım vasıtasıyla ben de oraya gittim. İkinci gidişten sonra alışıyorsunuz. Gidip orada çalışıyorduk. Daha özveriyle çalışıyorduk çünkü oradaki çocuklara bir faydamız olduğunu düşünüyorduk. Hala da öyle düşünüyorum." diye konuştu.
- "Anne diye geldikleri zaman kendi torunlarım gibi zannediyordum"
Çocukların sünnetinde onları Eyüp Sultan Camisi'ne götürdüklerini, yaz aylarında denize gittiklerini anlatan Kiper, çocukların kendilerine gösterilen ilgiyi hemen fark ettiğini söyledi.
Kiper, çocukların kendilerine iyi davrananı, güler yüz göstereni daha çok tercih ettiğini dile getirerek, şu ifadeleri kullandı:
"Bir oğlumuz vardı. Korkusundan bir türlü gidemiyordu. Beni yanına çağırınca yanına gittim. En son elimi tuttu, sünnet oldu. Bunlar çok hoş şeyler. Çocuklara bir şey yaptığım zaman kendi torunlarıma yapmış gibi oluyorum. Çocuklara ve yaşlılara karşı muazzam bir sevgim var. Onlara ufacık bir sevgi verdiğiniz ve hassas olduğunuz zaman onlar da size çok şey öğretiyorlar. Çocuklar şimdiki zamanda çok bilgililer. Sizin aklınıza gelmeyenler o çocukların aklına geliyor. Yemek değil, sevgiye ihtiyaçları var."
- "Benim evim orası değil, benim evim burası"
Kurumda tatil dönemlerinde ailelerinin yanına gönderilen bir kız çocuğunun iki gün sonra yurda geri dönmesinin kendisini derinden etkilediğini belirten Kiper, "Kızım niye geldin?' diye sorunca 'Anne, burası daha iyi. Benim evim orası değil, benim evim burası.' dedi. Demek ki biz onlara iyi bir şeyler veriyoruz, onlar da bunu alıyorlar. Bundan memnun oluyorlar." dedi.
- Hayırseverleri çocuklar için bir araya getirdi
Kiper, çocukların ihtiyaçlarını öğrenmek için kurum yöneticileriyle sürekli iletişim halinde olduğunu, çevresindeki insanlardan destek istediğini, çamaşır, çorap, halı, çarşaf ve yatak örtüsü gibi çeşitli ihtiyaçların hayırseverlerin desteğiyle karşıladığını anlattı.
Bir pastanenin çocuklara ücretsiz ikramda bulunduğunu ifade eden Kiper, "Kendim para vererek yaptıracağım halde çocuklar seviyor diye tepsi tepsi milföy ve ekler yaptılar, getirdiler. Ben parasını vermeye gittiğim zaman da 'Hayır, onlar da bizden olsun.' dediler." diye konuştu.
Kiper, yaşının ilerlemesi nedeniyle artık kurumlara eskisi kadar gidemediğini ancak çocuklara destek olmayı bırakmadığını kaydetti.
Anadolu'nun farklı bölgelerinde görev yapan 3 öğretmenle sürekli iletişim kurduğunu belirten Kiper, şunları söyledi:
"Bana 'Fatma teyze' diye telefon ediyorlar, '23 Nisan için bize şapka, tişört gönderebilir misin?' diyorlar. Veya benden atkı istiyorlar. Oturuyorum, onlara atkı örüyorum. 'Kaç kız, kaç tane erkek?' diyorum. Onlara göre atkıları örüyorum, gönderiyorum. Hırkalar örüyorum, yelekler örüyorum. Allah razı olsun, eşim dostum da maddi ve manevi yardım ediyor. Herkes benim yüncü olduğumu bildiği için 1-2 çile yün getiriyor. Arkadaşlarım öremediği kalın yünleri bana veriyor, ben örüyorum. Anadolu'da bir öğretmenimiz, 'Burası çok çamurlu, çok yağmur yağıyor.' dedi. Kimisi Kars'ta kimisi Van'da, Doğu'da olan yerler. Arkadaşlarımın da katkılarıyla PERPA'ya gittim. Orada çizmeleri aldım. Onlar da fabrikadan oradaki okullara kendileri yolladı. Elimden geldiği kadar bunları yapıyorum. Bu yaştan sonra yapabileceğim bunlar. Allah uzun ömür verirse yapmaya çalışacağım."
Kiper, çocukların kendisine gönderilen fotoğraflarının bütün yorgunluğunu unutturduğunu belirtti.
Kadınlara çağrıda bulunan Kiper, "Hiçbir hanımın 'Ben yapamam' diye bir şey düşünmesini istemiyorum. Her kadının muhakkak yapabileceği bir şey vardır. Otursunlar, kendi kendilerine düşünsünler, 'Ben ne yapabilirim?' desinler. Kimi gidip bir çocuğun başını okşayabilir, o da büyük bir şey. Kimisi bir yelek örebilir, bir atkı örebilir." dedi.